Yüzyılımızın en önemli sorunu, giderek artan dünya nüfusunun beslenebilmesidir. Bu amaçla, insanoğlu yeryüzündeki sınırlı doğal kaynaklardan en iyi şekilde yararlanmanın yollarını aramaktadır. Bilinen ve alışılagelmiş bitkisel ve hayvansal ürünlerin arttırılması çalışmalarının yanı sıra bunlara yeni ürünlerin eklenmesi ile ilgili çalışmalar da ağırlık kazanmaktadır.
Pamuk bitkisi, lifleri ile tekstil endüstrisinin olduğu kadar; tohumlarında içerdiği % 17-24 oranındaki yağı ile gıda sanayisinin, elde ediliş yöntemine bağlı olarak küspesinde içerdiği % 35-45 oranındaki proteini ve % 0.5-6.0 oranındaki yağı ile hayvan yemi sanayisinin en önemli ham maddelerinden birisidir (Özkan, 1974, İncekara,1979). Ancak, elde edilen küspenin sığır ve kümes hayvanlarının beslenmesinde kullanımı gossypolün varlığı nedeniyle sınırlı olmaktadır. Ekstraksiyon pamuk tohumu küspesinde; % 91.7 kuru madde, % 84.6 organik madde, % 7.1 ham kül, % 40.0 ham protein, % 1.9 ham yağ, % 12.7 ham selüloz, % 30.0 azotsuz öz maddeler bulunmaktadır (Özkan, 1976). Ancak, kökleri dışında bitkinin her yerinde, özellikle tohumlarında bulunan, insanlar, tek mideli çiftlik hayvanları ve kümes hayvanları için toksik etkili bir alkaloid olan gossypol nedeniyle gıda ve hayvan yemi sanayisinde bir çok ekonomik sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Gossypol, tek mideli çiftlik hayvanları ve insanlar için toksik etkiye sahip olan eter ve asetonda eriyebilen fenolik yapıda bir bileşiktir. Pamuk bitkisinin kökleri tarafından sentezlenmesine karşın kökler dışındaki diğer tüm organlarda gland adı verilen salgı bezlerinde bulunmaktadır. Pamuk tohumunda da, kotiledonlardaki salgı bezlerinde (glandlarda) serbest halde veya diğer maddelere bağlı olarak yerleşmiş durumdadır (Şekil 1). Toksik etki yapan serbest gossypoldür (Emiroğlu, 1974). Hayvan türüne göre toksik etki yapan dozları değişiklik göstermektedir. Küspedeki gossypol miktarı üzerine küspe üretimi esnasında uygulanan ısıl işlem etki yapmaktadır. Isıtma esnasında serbest gossypol ortamdaki amino asitlerle birleşerek bağlı gossypol haline dönüşmekte ve böylece toksik etki kaybolmaktadır. Isıtma işlemi ve zamanı arttıkça küspede kalan serbest gossypol miktarı da azalmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, işleme sırasında pamuk tohumundaki gossypol’ün çok büyük bir kısmı (%70-90) zararsız hale geçmektedir (Bulgurlu ve Ergül, 1970).
|

Şekil 1.
Gossypollü (sol) ve
Gossypolsüz (sağ) pamuk tohumu içi |
Genel bir kural olarak, kanatlılar geviş getirenlere nazaran gossypol’e karşı daha hassastırlar. Kasaplık piliç karmalarında serbest gossypol miktarı % 0.04’ün üzerine çıktığında iştah ve canlı ağırlıkta gerilemeyle başlayıp, ölümle sona eren durumların ortaya çıktığı bildirilmektedir. Yumurta tavuklarında ise gossypol, yumurta verimi ve çıkış gücünü geriletmekte, ayrıca depolanan yumurtaların sarılarında renk bozukluklarına sebep olmaktadır. Bu nedenle yumurta tavuklarının karmalarında serbest gossypol miktarının % 0.03’ten az olması gerekmektedir. Bunun yanında yeme demir tuzları ilavesiyle Gossypolün zararlı etkileri giderilebilmektedir. Çünkü serbest gossypol, demir tuzlarıyla sindirim enzimlerinin etkileyemediği kompleks bileşikler meydana getirmekte ve gübre ile dışarı atılmaktadır (Özkan, 1974). Gossypollü pamuk tohumu küspesinden kasaplık piliç karmalarına % 30-35 hatta % 50’ye varan oranlarda, yumurta tavuklarının karmalarına ise % 20 oranında katıldığında her hangi bir zararlı etkisinin olmadığı bildirilmektedir. Böylece, içerdiği yüksek protein nedeniyle pamuk tohumu küspesi bugün protein kaynağı olarak özellikle kasaplık piliç karmalarına ve yumurta tavuklarının karmalarına katılma imkanı bulmaktadır. Geviş getiren hayvanlar gossypole karşı kanatlılardan daha az hassas olduklarına göre gerek genç, gerekse gelişmesini bitirmiş sığır ve koyunların kesif yem karmalarına protein takviyesi olarak % 50 ve hatta daha yüksek oranlarda pamuk tohumu küspesi katılabilir (Özkan, 1974). Ayrıca gossypol, yağda da kolay eridiğinden nötralize edilmemiş pamuk tohumu yağlarının koyu renkli olmasına yol açmaktadır. Gossypollü pamuk tohumu yağının koyu ve kırmızımsı renkte olmasına karşılık, düşük gossypollü (% 0-0.5) pamuk tohumundan elde edilen rafine yağın berrak sarı renkte olduğu belirtilmektedir (Emiroğlu, 1973’e göre Ryne ve ark., 1959).
|

Şekil 2.
Gossypolsüz-86’nın
elması |
|

Şekil 3.
Gossypolsüz-86’nın
kozası |
Pamuk tohumlarının içerdiği gossypol miktarı yetiştirilen pamuğun türüne ve çeşidine göre değişim göstermektedir. Bu varyasyon % 0.13 ile % 6.64 arasındadır (Emiroğlu, 1973’e göre Frampton ve ark., 1960; Fisher ve ark., 1988). Sözkonusu değişimden yararlanılarak dünyada gossypol içermeyen pamuk çeşitleri geliştirilmiştir. Son yıllarda, gossypol glandı taşımayan (gossypolsüz) pamuk çeşitlerinin ıslah edilmesiyle, glandsız çeşitlerin bir lif bitkisi olduğu kadar bir gıda bitkisi olarak da önem kazandığı görülmektedir (Bourely ve Hau, 1991). Dünyada gossypolsüz pamuklar üzerinde birçok araştırma yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Tüm bu araştırmaların amacı, açlık sorunuyla karşı karşıya kalan ülkelerde gossypolsüz pamukların bir tekstil bitkisi olmanın yanı sıra, tek mideli hayvanlar ve insanların yağ ve protein gereksinimlerini karşılayacak nitelikte bir gıda bitkisi olarak kullanılması olanağının yaratılmasıdır.
1986 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde Prof. Dr. Şükrü Hazım Emiroğlu tarafından geliştirilmiş olan gossypolsüz pamuk çeşidi “Gossypolsüz-86” ve gossypollü bazı pamuk çeşitleri ile 2001-2002 yıllarında Kahramanmaraş’ta yürütülen, “Gossypolsüz-86” pamuk çeşidinin bazı pamuk çeşitleriyle verim ve önemli lif özellikleri yönünden karşılaştırılması” konulu çalışmamızın sonuçlarına göre, “Gossypolsüz-86” pamuk çeşidi 273.4 kg/da kütlü pamuk verimi ile standart Maraş-92 (250.8 kg/da) çeşidinden fazla, Sayar-314 (285.6 kg/da) çeşidine de yakın değerler vermiştir. Lif özellikleri yönünden de bölge standart çeşitlerinin gerisinde kalmadığı ve onlarla hemen hemen aynı değerleri verdiği saptanmıştır. Şekil 2 ve 3’te Gossypolsüz-86’nın elması ve kozası görülmektedir. Sonuç olarak, Gossypolsüz-86 pamuk çeşidinin Kahramanmaraş’ta yetiştirilebilme olanağına sahip olduğu söylenebilir.
KAYNAKLAR
- Bourely, J. ve Hau, B., 1991. Glandless cotton plants. A source of oil and protein for human consumption. Repot on five years reseach. Cotton et Fibres Tropicales, 37-66.
- Bulgurlu, Ş. ve Ergül, M. 1970. Uygulanan üretim usulünün pamuk tohumu küspesindeki serbest gossypol miktarına etkisi üzerinde bir araştırma. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 7 (2), 51-63.
- Emiroğlu, Ş.H., 1973. Gossypolsüz (Glandsız) yeni pamuk çeşitleri ıslahı. IV. Bilim Kongresi, 5-8 Kasım 1973, Ankara.
- Emiroğlu, Ş.H., 1974. Gossypol glandı taşımayan pamuk ıslahı ve glandsız bazı introdüksiyon pamuklarının ticari çeşitlerle karşılaştırmalı verim ve kaliteleri üzerinde araştırmalar. (Doçentlik Tezi). Birlik Matbaası, Bornova-İzmir.
- Fisher, G. S., Frank, A: W. ve Cherry, J. P., 1988. Total gossypol content of glandless cottonseed. Journal of Agricultural & Food Chemistry, Vol, 36, No:1, sf: 42-44.
- İncekara, F., 1979. Endüstri Bitkileri ve Islahı. Lif Bitkileri ve Islahı. Ders Kitabı, 3. Baskı, Cilt 1. Ege Üniversitesi Matbaası, Bornova-İzmir.
- Özkan, K., 1974. Ülkemizde yeterince değerlendirilmeyen bir yem: Pamuk tohumu küspesi. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, Cilt:11, Sayı:1, 135-145.
- Özkan, K., 1976. Türküye hayvancılığında küspenin yeri ve küspe sorunları. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, Cilt:13, Sayı:2, 185-194.
|